Selahaddin Ürük şehadetinin 25’inci yılında kabri başında anıldı

Adana’nın Pozantı ilçesinde 5 Eylül 2001 tarihinde kaldığı eve düzenlenen baskın sonucu şehit edilen Selahaddin (Sülhaddin) Ürük, şehadetinin 25’inci yıl dönümünde Mardin’in Mazıdağı ilçesindeki kabri başında düzenlenen programla anıldı.

05 Eyl 2026 - 22:01 YAYINLANMA
13 GÖSTERİM

Mardin’in Mazıdağı ilçesinde, Selahaddin Ürük’ün şehadetinin 25’inci yıl dönümü dolayısıyla anma programı düzenlendi.

Yakınları, sevenleri ve dava arkadaşlarının katıldığı program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Programda konuşan Molla Sıraç Şanlı, Ürük’ün hayatı, geride bıraktığı manevi miras ve kendisini takip edenlerin taşıdığı sorumluluklar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Şanlı, konuşmasının bir bölümünde şu ifadeleri kullandı: “Şehidimiz, enbiya ve peygamberlerin yolunda şehit oldu. Şehidimiz, Allah’ın 124 bin peygamberinin yolunun şehididir. Şehidimiz; küfre karşı İslam’ın mücadelesinin, batıla karşı hakkın, zulme karşı adaletin şehididir. Şehidimiz Habib’in yolunda, Hûd, Salih, Şuayb, Yahya, Yusuf ve Yakub’un yolunda... Biz yine o mirası devraldık. Biz yine o kervana katıldık.”

Şanlı, konuşmasının devamında geçmişte yaşanan zorluklara ve inançları doğrultusunda mücadele eden kişilerin karşılaştığı sıkıntılara değinerek, “Zindan çilesinin ve nefsi arzulara karşı duruşun olmadığı bir yol, cennet yolu değildir.” dedi.

Konuşmasında kabir ziyaretlerinin anlamı üzerinde de duran Şanlı, ziyaretlerin yalnızca mezar başında bulunmaktan ibaret olmadığını belirterek, “Ey kardeşler! Gidip o azizlerin, şehitlerin serdarı Şehit Selahaddin’in kabri başında durduk. Peki niçin? Şehitlerin kabrini ziyaret etmenin anlamı şudur: Onların davasına adanmak. Onlar nasıl ömürlerini, hayatlarını verdilerse; biz de kabirlerine gittiğimizde onlar gibi hazır olmayacaksak, eve döndüğümüzde ömrümüzü onların davasına adamayacaksak, onların kabrini ziyaret etmemiz boştur! Şehitlerin kabrini ziyaret etmenin gerçek anlamı budur.” diye konuştu.

Şanlı, konuşmasının devamında Kur’an’ın bireysel ve toplumsal hayatta daha fazla yer alması gerektiğini ifade ederek, “Kur’an ve Kur’an’ın hayatı yeniden hayatımıza dönsün; Asr-ı Saadet gibi, Peygamber dönemi gibi Kur’an’la yaşayalım. Bizler bu mirası muhafaza etmeliyiz. Bu miras, Allah’ın davasının temel taşıdır. Allah’ın davasında yıllarca mücadele ettiler, Allah’a söz verdiler. Muhammedi laleler ve güller, Muhammedi bir nesil yetiştirmeliyiz. Şehitlerin yoluna sahip çıkmak böyle olmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Şanlı, geçmişte yaşanan olaylarda hayatını kaybeden kişilerin ailelerinin ve yakınlarının yaşadığı acılara da değinerek, “Çocuklarının, evlatlarının, azizlerinin ardından ağlayanlar, bu davanın mirasını bize teslim ettiler. Onların hakkını nasıl ödeyebiliriz? Ancak onların davasına sımsıkı sarıldığımız zaman onların hakkını ödeyebiliriz.” diye aktardı.

“Şehitler manevi miras bıraktılar”

Anma programında konuşan Selahaddin Ürük’ün dava arkadaşlarından Bahattin Temel ise geçmişte hayatını kaybeden kişilerin geride maddi varlıklardan ziyade manevi bir miras bıraktığını belirtti.

Temel, sabır ve fedakârlığın önemine dikkat çekerek, şehitlerin miras olarak maddiyattan öte hep maneviyat yükle miraslar bıraktıklarını aktardı.

Temel, onların yolundan giden Müslümanların da onlar gibi olması, sabır göstermesi ve onlar gibi fedakar olması gerektiğini belirtti.

Temel, konuşmasının devamında geçmişte yaşanan sıkıntıların ve imtihanların devam edebileceğini belirterek, insanların sabırlı ve fedakâr olması gerektiğini ifade etti.

Anma programı, edilen duaların ardından kabir ziyaretiyle sona erdi.

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: