İletişim Başkanlığından Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler Paneli
İletişim Başkanlığının ev sahipliğinde düzenlenen "Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler Paneli"nde, "Dijital Dünyada Riskler: Bağımlılık, Zorbalık ve Siber Tehditler" başlıklı oturum gerçekleştirildi.
Panel, İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in açış konuşmalarıyla başladı.
Konuşmaların ardından İletişim Başkanlığı Dijital Medya Koordinatörü Aslan Değirmenci moderatörlüğünde "Dijital Dünyada Riskler: Bağımlılık, Zorbalık ve Siber Tehditler" başlıklı oturum düzenlendi.
Oturumda, TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Nazım Elmas, Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanı Volkan Güner Güngör, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Hasan Basri Alagöz, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanı Salih Gözüm konuşmacı olarak yer aldı.
Oturumda, dijitalleşmenin toplum hayatına etkileri, çocuklar ve gençler başta olmak üzere dijital ortamdaki riskler ile bunlara karşı çözüm önerileri ele alındı.
"Kötülemek yerine bilinçlenilmesi gerekiyor"
İletişim Başkanlığı Dijital Medya Koordinatörü Değirmenci, oturumun başlangıcında yaptığı konuşmada, son süreçte değişen dünyayla birlikte sanal dünyada da çok hızlı bir değişim ve dönüşüm olduğuna dikkati çekti.
Sanal dünyayı üretenlerin, algoritmaları düzenleyenlerin "insanlar" olduğunu belirten Değirmenci, insanların yine aynı şekilde bu sanal dünyayla mücadele edebileceklerini söyledi.
Değirmenci, dijital medyayı kötülemek yerine bilinçlenmenin yolunun bulunması ve doğruya nasıl ulaşılacağının tespit edilmesi gerektiğini dile getirdi.
"Aynı ortamda oturan, ayrı dünyalarda yaşayan insanlar"
TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Elmas, dijital çağda güvenli topluma ulaşılması noktasında Türkiye'nin en büyük avantajının "aile" kavramı ve bağları olduğunu vurguladı.
Dijital medyada güvenli bir toplum için gereklilikleri sıralayan Elmas, "Evin belli köşelerinde belli aile fertleri ellerinde telefonla zaman harcıyorlar. Sosyal medyada oyunlarla, birtakım dijital alandaki faaliyetlerle harcanan büyük zamanlar var. Bu ortam içerisinde bizim geleneksel aile yapımızdan birçok alışkanlığın eridiğini görmek, dijital dünyadaki güvenli toplumun oluşmasını engelleyen en büyük sebep olarak gündemimize gelebilir" diye konuştu.
Elmas, "Dijitalde güvenli bir toplum için bir kere aynı masada oturan ama birbiriyle konuşmayan insanlar olmaktan çıkmamız gerekiyor. Farklı ekranlara bakan insanlar olmaktan uzaklaşmamız gerekiyor. Aynı ortamda oturan, ayrı dünyalarda yaşayan insanlar olmaktan uzaklaşmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
"En kritik savunma hattı ebeveyn"
Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanı Güngör de dijital dünyanın birçok fırsat sunmasının yanı sıra görünmeyen riskleri beraberinde getirdiğini belirtti.
İlk olarak dijital medyada siber zorbalığa ve bu kapsamda görülebilen vakalara değinen Güngör, "Bir diğer önemli başlık çevrim içi oyunlar ve şiddet eğilimi. Şiddeti tetiklemesi gibi birçok konu var ancak benim dikkat çekmek istediğim en önemli nokta, çocukların tanımadığı kişilerle iletişim kurmasını sağlayan her platform tehlike ortamını oluşturmaktadır" dedi.
Güngör, bu ortamlarda suç örgütlerinin ilk olarak sosyal açıdan dışlanmış, yalnızlaşmış ve manipülasyona açık çocukları belirlediğini, bu kişilerin gruba alınması için suç işlemesi veya kural ihlali yapmasının istendiğini, sonrasında bunun kullanımıyla şantajın başladığını ve suç ortaklığına geçildiğini söyledi.
Dijital medyada güvenlik için bilinçlendirmenin önemine işaret eden Güngör, 1 milyon 142 bin vatandaşa ulaşarak, bilinçlendirme faaliyeti gerçekleştirdiklerini anlattı.
Güngör, 7 gün 24 saat esasıyla siber devriye gerçekleştirildiğini ancak en kritik savunma hattının ebeveyn olduğunu vurguladı.
"Dikkat süresi son 10 yılda yüzde 30 azaldı"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Alagöz ise internette çocukların algoritmaların yönettiği sonsuz video akışlarından etkilendiğini belirterek, "Zararlı içeriklere, sanal zorbalığa, oyunlardaki şiddet içeriklerine, uygunsuz içeriklere çocuklarımızın maruz kaldığını söyleyebiliriz. Özellikle bu dijital platformlar da çocuklarımızın deneyimlediği anonimlik saldırganlık davranışlarını biraz daha tetikliyor" ifadelerini kullandı.
Alagöz, internete erişimi olan her 10 çocuktan 6'sının tanımadığı kişilerle görüştüğünü ve suça sürüklenmeye kadar varan etkilerin oluşabildiğini dile getirdi.
Çocuklarda dikkat süresinin son 10 yılda yüzde 30 azaldığını ifade eden Alagöz, dijital dünyada çocukların korunmasına yönelik, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, farklı kurumlar tarafından atılan adımların birbirini tanımlar nitelikte olması gerektiğini kaydetti.
"Aile rehberlik servisleri"
Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanı Gözüm de her kurumun veri ve ağ güvenliğinde güçlü yapılanmalara gitmesi gerektiğini söyledi.
Sorunlara milli çözümler ve uygulamalarla çözüm bulunabileceğini anlatan Gözüm, dijital çağda güvenli toplum oluşturulması için kamu-özel işbirliğinin de artırılması gerektiğini ifade etti.
Gözüm, "Bireyselleşmenin bu kadar hızla yükseldiği çağda kurumsal yapıların da mutlaka bir birey gibi yenileme, geliştirme ve dijital çağda dijital güvenliği sağlayabilir hale gelmesi gerektiğine de vurgu yapmak istiyorum" dedi.
Birçok ailede fertlerin dijital medyadaki şifrelerinin, çocuklar tarafından oluşturulduğunu anlatan Gözüm, ebeveynin bunu kontrol edememe durumu göz önüne alınarak, dijital medyada güvenliğe yönelik aile rehberlik servisleri gibi çalışmalar yapılması gerektiğini dile getirdi.