Ali Özdemir - Merkez Medya

Hukukçulardan işgal rejiminin idam kararı ve insanlığa karşı suçlarla ilgili suç duyurusu

Filistin davasına sahip çıkan bir grup avukat, işgal rejiminin Filistinli mahkûmlara yönelik idam kararı, işlenen soykırım ve insanlığa karşı suçlar başta olmak üzere tüm hukuksuzluklarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

08 Nis 2026 - 15:26 YAYINLANMA
0 GÖSTERİM

İşgal zindanlarında Filistinli esirlere yönelik, sistematik şekilde işkence ve kötü muameleler devam ediyor. Esir takası sırasında serbest kalan esirlerin vücutlarında da açıkça ortaya çıkan bu ağır ihlaller nedeniyle içerde çok sayıda Filistinli hayatını kaybetti.

Siyonist rejim tarafından alınan karara ilişkin 25 Filistinli esir ve esir yakını adına İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gelen avukatlar, savunma hakkından yoksun, keyfi olarak yargısız hapsedilen, işkence gören, aç ve tedavisiz bırakılan mağdurlar için İsrailli suçlular hakkında suç duyurusunda bulundu.

Yapılan suç duyurusu sonrasında Çağlayan Adliyesi önünde bir araya gelen avukatlar, dosyada yer alan belgeler ve yürütecekleri hukuki süreç ile ilgili düzenlenen basın açıklamasına, HÜDA PAR İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığı'nın da destek verdi.

Furkan Aral

Yapılan suç duyurularına ilişkin değerlendirmede bulunan Avukat Furkan Aral, "Filistinliler israil zindanlarında on yıllardır mahpus olarak tutuluyor. Bunları mahpus olarak nitelendirmemizin sebebi; tutuklular, hükümlüler ve keyfi olarak kaçırılmış kişilerden oluşmasıdır. İnsanları keyfi olarak tutuklayan israil, 7 Ekim'den sonra bu hukuksuzluklarını daha da arttırdı ve hapishanelerde işkence yapmaya başladı. Aç, susuz bırakma, ibadet özgürlüklerini kısıtlama, işkence ve tecavüz gibi birçok suça maruz bırakıyor. Bu hukuksuzluklar yetmiyormuş gibi idam yasasını onayladı." dedi.

 İşgal rejiminin 1948 yılında soykırım suçunu terminolojiye koyduğunu ancak gelinen noktada bu işin faili haline geldiğini aktaran Aral, Filistinli esirler, aileleri ve yakınları adına işlenen suçlara ilişkin suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.

Hilal Koçali

Cezaevlerindeki yetersiz sağlık koşulları uyuz ve çeşitli cilt hastalıklarına neden oluyor

Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası yargı mekanizmalarına ilişkin yapılan girişimler ve yapılması planlanan çalışmalarla ilgili konuşan Avukat Hilal Koçali, "Dün akşam itibarıyla Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Gurubu'na ilk grup başvurumuzu yaptık. İlk başvurumuzda 4 mağdurumuz var. Mağdurlardan 3'ü hâlihazırda serbest bırakılmış ama on yıllarca israil hapishanelerinde tutulmuş esirler. Bir mağdurumuz ise hala israil hapishanelerinde kalmaktadır. Maalesef 7 Ekim öncesi ve sonrası kötü koşullarla ilgili yaşanan durumları anlatmak ve bu konu ile ilgili ihlalleri uluslararası mekanizmalar kararlarıyla sabit tutmak için başvurumuzu yaptık. Bu kararlar doğrultusunda; karara olmaksınız tutuklama, gözaltına alma, avukatlarla görüştürülmeme, aileleriyle iletişim kurmadan günlerce gözaltı merkezlerinde tutulma gibi uygulamalar. Bir mağdurumuz, 10 yıldan daha fazla süren bir tecrit koşulu vardı. Bu açıkça uluslararası kurallara aykırıdır. Mağdurlarımızın 7 Ekim sonrasında yaşananlarla ilgili yaptıkları beyanlar, özellikle tüm kişisel malzemelerin ellerinden alınması, hijyen koşullarının sağlanmaması, hapishanede sürekli meydana gelen uyuz ve çeşitli cilt hastalıkları meydana çıkıyor. Bunların tamamı verilmeyen hijyen malzemeleri ve sağlanmayan sağlık koşullarından kaynaklanmaktadır. Mağdurlarımızın ifadeleri Birleşmiş Milletler'in ve diğer uluslararası kuruluşların raporlarıyla da tespit edilmektedir." diye konuştu.

Mahmut Şahin

İdam kararı soykırımın bir parçası

Yapılan açıklamanın ardından İLKHA muhabirine konuşan HÜDA PAR İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanı Av. Mahmut Şahin, "7 Ekim'den itibaren israil ve İsrail'e destek veren koalisyon güçlerinin Gazze'de uygulamış olduğu bir açık soykırım politikası vardı. Binlerce insanın şehit edildiği ve sayıları bilinmeyen, tespit edilemeyen insanların da çok ağır bir şekilde yaralandığı, bir kısmının da bugün İstanbul'da duyarlı hukukçuların bu basın açıklamasıyla dile getirilmiş olduğu, bizzat Filistin'in içerisinden kaçırılıp esir edilen sivil insanların maruz kaldığı muamelelerdi. Bu insanlar hakikaten israil cezaevlerinde, hapishanelerde, kötü koşullarda birtakım muamelelere, işkencelere, hatta ölüme varan bir muamelelere tabi olmaktaydı. Bütün bunlar aslında Gazze'nin içerisinde yürütülmekte olan soykırımın bir parçası olarak devam etti. En nihayetinde bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de yakın bir zamanda israil meclisinin almış olduğu bir karar vardı ve bu kararı onayladı." dedi.

"HÜDA PAR'ın soykırım suçuna karışan vatandaşlarla ilgili tasarısı meclisten geçerek yasalaşmalı"

Eserlerin idam edilmesine ilişkin kararan uluslararası hukuka göre çok vahim bir karar olduğunu, esirlerin uluslararası hukuka göre can ve mal güvenliklerinin sağlanması gerektiğini hatırlatan Şahin, "Bugün geldiğimiz aşama itibariyle israil terör rejimi, böyle bir karar alarak esirleri idam etme noktasına geldi. Bizler de bugün bu basın açıklamasına, HÜDA PAR Hukuk ve İnsan Hakları İşleri Başkanlığı olarak ve aynı zamanda İnsan Hakları Komisyonu'nda bulunan avukat arkadaşlarımızla birlikte katıldık. Avukat Gülden Sönmez'in de açıkladığı üzere; hem Türkiye'de savcılığa suç duyurusunda bulunmak hem de Birleşmiş Milletler nezdinde bazı mekanizmaları işletmek suretiyle suç duyuruları söz konusu. İşin en ilginç tarafı bu suç duyuruları içerisinde özellikle hem Türkiye vatandaşı hem de israil vatandaşı olan çifte vatandaşların bizzat kaçırma, öldürme suçlarına karışmış olduklarına dair yapmış oldukları tespitler var. Bu şahısların hem kimliklerinin hem de karıştıkları olayların tespit edilerek dilekçelere eklenmesi çok önemlidir. Dolayısıyla Türkiye'de savcılıkların bir an önce bu tespitleri yaparak bunlar hakkında yakalama kararlarını çıkarması ve Türkiye'ye giriş yapmaları noktasında bir yasak koyması önemlidir. Bunlardan yola çıkarak çifte vatandaş olup israile giden, askerlik yapan, bizzat bu suçlara karışan binlerce insandan bahsediliyor. Bunların bir an önce tespiti noktasında bir adım atılmalıdır. Bu anlamda ÜDA PAR'ın soykırımı suçuna karışan çifte vatandaşlarla ilgili meclise sunduğu yasa tasarısının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu tasar bir an önce meclise sunularak yasalaşmalıdır." diye konuştu.

Gülden Sönmez

"Amaç Filistinlilerin iradesini ve direnişi kırmaktır"

Esir takasıyla serbest bırakılan ve bir kısmı Türkiye'de, bir kısmı ise hala Gazze'de bulunan 25 esirin hukuki süreçlerini takip ettiklerini belirten Avukat Gülden Sönmez, "Bu esirler, bütün her şeye şahit olan, kendileri de bunları yaşamış olan kişiler. Bir kısmı da hala israil zindanlarında tutulan esirler… Bütün bu yaptığımız çalışmalar sırasında dinlediğimiz tüm detaylardan şöyle bir sonuç çıkardık. Tabii bununla ilgili kamuoyuna da yansıyan birçok delil var. Aslında israil, Filistinlilerin iradesini, direnişini tamamen kırmaya yönelik bir sistematik uygulama yapıyor. Aslında idam yasası da soykırım suçunu içinde barındıran bir karar. Bir şekilde yok etmenin bir parçası olarak bu karar çıkarıldı. Aynı zamanda içerideki uygulamalar da her gün yani aç bırakarak, ilaçsız bırakarak, dayak, köpek saldırılarıyla bütün o yapılan uygulamalarla da aslında bir yok etme politikasını uyguluyor. Şu ana kadar hayatını kaybetmiş dünya kadar Filistinli esir var. Biz bunları tek tek hikâyelerini Filistinlilerden dolayı biliyoruz ama Filistinliler de onların hayatını kaybettiğini ancak öğrendiklerinde kamuoyuna açıklayabiliyorlar" şeklinde konuştu.

"Dilekçelerde adam kaçırma ve işkenceye suçuna karıştığı tespit edilen çifte vatandaşların isimleri de var"

İşgal rejiminin uyguladığı tüm zulümlerin yok etme politikasının bir parçası olduğunu vurgulayan Sönmez, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Şu anda kaç kişinin de içeride hayatını kaybettiğini tam olarak bilmiyoruz ama şunu biliyoruz ki uygulama tamamen yok etmeye yönelik bir uygulama. Bir halkı yok etmeye insanları fiziken ve ruhen yok etmeye yönelik bir uygulama. Haliyle biz hem oradaki işkence ve bütün o kötü muamelelerle ilgili hem de idam yasasıyla beraber sözde kanunla da uygulanacak olan bu yok etmeye karşı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda suç duyurusunda bulunduk. Buradan bir tutuklama kararı bekliyoruz. Özellikle dilekçemizde çifte vatandaş olan, Türk vatandaşı olan kişileri tespit ederek onların isimlerini verdik. Bu isimler israil ordusu içerisinde Gazze'deki suçlara ve bazı kişilerin kaçırılmasına karışmış olan kişiler. Ümit ediyoruz ki en azından Türk vatandaşları için çok hızlı bir şekilde adım atılabilir. Öte taraftan sadece Türkiye ve ulusal yargı mekanizmalarında değil Birleşmiş Milletler mekanizmalarında da birçok çalışma gerçekleştiriyoruz. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin alt mekanizma başvurular yaptık. Tahminimize göre oradan da deliller sabit olduğu için kararlar çıkacaktır. Belki bu kararlar Birleşmiş Milletlerin daha güçlü yaptırım kararları almasına da vesile olabilir." şeklinde konuştu.

17 Nisan Dünya Esirler Günü'nde "Esirlerin Sesi Olun" çağrısı

Hukuki çalışmaların idam kararlarının durdurulması için işin yalnızca bir parçası olduğunu, sokaklarda da seslerin yükselmesi, eylemlerin yapılması gerektiğini belirten Sönmez, 17 Nisan Dünya Esirler Günü münasebetiyle herkesi esirlerin sesi olmaya, çeşitli farkındalık çalışmaları yapmaya davet etti.

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: