HÜDA PAR Aile Başkanlığı "Dünya Nüfus Günü"nde giderek düşen doğurganlık hızına dikkat çekti

HÜDA PAR Aile Başkanlığı, ailenin korunması ve doğurganlık oranlarının artırılması için kadın ve aileye dair küresel emperyalist-siyonist sistemin dayattığı kalıp ve ölçülerden uzaklaşılması çağrısında bulundu.

11 Tem 2026 - 16:05 YAYINLANMA
0 GÖSTERİM
HÜDA PAR Aile Başkanlığı "Dünya Nüfus Günü"nde giderek düşen doğurganlık hızına dikkat çekti

HÜDA PAR Aile Başkanlığı, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü vesilesiyle yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'de giderek düşen doğurganlık hızına dikkat çekerek Batı tarafından dayatılan "toplumsal cinsiyet" odaklı politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini belirtti.

Dünya Nüfus Günü'nün 11 Temmuz 1987'de kabul edildiği hatırlatılan açıklamada, "1960'lardan sonra ekonomik yük, kaynak kıtlığı ve çevre sorunlarının nedeni olarak nüfus artışı gösterildi. Dünya için bir sorun olarak adlandırılan nüfus artışını sözde dengelemek adına hükümetlerin alması gereken önlemler masaya yatırıldı. Siyonizmin dünya nüfusunu azaltmaya yönelik bu hedefine bilimsel bir kılıf giydirildi ve kitleler âdeta uyutuldu." denildi.

"Bir ülke için nüfus; savunmadır, sanayidir, üretimdir ve kalkınmadır"

Türkiye'de "aile planlaması" adı altında devlet kurumları, medya, vakıflar ve dernekler düzeyinde yürütülen nüfusu azaltmaya yönelik çalışmaların Batı tarafından fonlandığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Aileleri daha az çocuk sahibi olmaya ikna etmek, kadınları annelikten soğutmak, anneleri daha fazla istihdam alanına teşvik etmek suretiyle evin dışına çıkartmak ve toplumsal cinsiyet eşitliği safsatasıyla cinsel sapkınlığı meşrulaştırmak amacıyla çeşitli projeler devreye sokuldu. Medya kuruluşları ve sağlık sektörü ise bu projenin merkezinde yer aldı. Gelinen aşamada, 2025 yılı itibarıyla ülkemizde doğurganlık hızı 1,48'e kadar düşmüştür. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı tarafından önümüzdeki 30 yıl içinde askere gidecek genç kalmayacağı itiraf edilmektedir. Hâlbuki bir ülke için nüfus; savunmadır, sanayidir, üretimdir ve kalkınmadır. Bir ülkenin ayakta kalması için gereken en önemli unsur, insan kaynağıdır."

"Kendi inanç ve medeniyet kaynaklarımızı referans almalıyız"

Açıklamanın sonunda, "Kadın ve aileye dair küresel emperyalist-siyonist sistemin bize dayattığı kalıp ve ölçülerden uzaklaşıp kendi inanç ve medeniyet kaynaklarımızı referans almadığımız sürece, nüfusun kendini yenileme seviyesine ulaşması mümkün görünmemektedir." ifadelerine yer verildi. (İLKHA)

 

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: