Fesih Güler Hoca vefatının 6'ncı yıl dönümünde kabri başında anıldı

Ömrünü İslami çalışmalara adayan Fesih Güler Hoca, vefatının 6'ncı yıl dönümünde Diyarbakır'ın Çınar ilçesindeki kabri başında düzenlenen programla anıldı.

18 Ağu 2026 - 21:35 YAYINLANMA
0 GÖSTERİM

1990'lı yıllarda İslami çalışmalar yürüten ve 28 Şubat döneminde gördüğü işkenceler nedeniyle sağlık sorunları yaşayan Fesih Güler Hoca, 18 Ağustos 2020'de Covid-19 hastalığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede vefat etmişti.

Fesih Güler Hoca, vefatının 6'ncı yıl dönümünde yakınları ve dava arkadaşlarının katılımıyla Çınar ilçe mezarlığındaki kabri başında düzenlenen programla yad edildi.

Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Fesih Güler Hoca'nın hayatı, mücadelesi ve İslami çalışmalarındaki fedakârlıkları anlatıldı.

Programda konuşan Fesih Güler Hoca'nın dava arkadaşlarından Ferit Filitoğlu, merhumun gençlere örnek bir hayat yaşadığını belirterek, onun fedakârlık, cömertlik ve samimiyetinin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söyledi.

"Fesih Güler Hoca mübarek bir Müslümandı"

Fesih Güler Hoca ile 1993-1994 yıllarından itibaren tanıştığını ve cezaevinde birlikte arkadaşlık yaptıklarını belirten Filitoğlu, "Fesih Hoca'yı 1993-1994 yıllarından itibaren tanıyordum. Zindanda birlikte arkadaşlık kurmuştuk. O, benim üzerimde büyük tesir bırakan, mübarek bir Müslümandı. Bu duygularla, bu iç yangınıyla kardeşi Nurî ağabeye bir mektup gönderdim. Ona içimden geçenleri anlattım ve 'Ben hazırım, böbreklerimden birini o Müslüman kardeşime vermeye hazırım' dedim. İçim gerçekten yanmıştı. Malum, böyle Müslümanlar nadirdir." ifadelerini kullandı.

Ferit Filitoğlu

"Fesih Hoca'nın davasını sahiplenmek istiyorsak, onun gibi davaya hizmet etmeliyiz"

Fesih Güler Hoca'nın hayatının özellikle gençler için örnek olduğunu vurgulayan Filitoğlu, "Bizim değerli insanlarımızın birçoğunun kıymetini insanlar, ancak onlar vefat ettikten sonra anlıyor veya biz onları o zaman tanıyoruz. Eğer Fesih Hoca'nın davasını sahiplenmek, onu ahirette memnun etmek istiyorsak, onun gibi davaya hizmet etmemiz ve çalışmamız gerekir. Ben özellikle gençleri düşünüyorum. Özellikle Çınarlı gençleri ve bütün diğer gençleri… Eğer 'Biz bu davaya ihlas ve samimiyetle hizmet etmek istiyoruz' diyorsanız, Fesih Hoca gibi olun. 'Fedakârlık, cömertlik ve mertlik yapmak istiyoruz' dediğiniz zaman da yine diyeceğim ki: Fesih Hoca gibi olun. 'İbadetlerimize dikkat edeceğiz; ezan okunduğunda sünnetimizi yerine getireceğiz, namazımızı kılacağız' dediğinizde de size yine Fesih Hoca'yı örnek göstereceğim. 'Babaları olarak çocuklarımıza İslam'ı öğreteceğiz, onları İslami değerlerle yetiştireceğiz' dediğinizde de yine size Fesih Hoca'yı göstereceğim." dedi.

"Fesih Hoca anlayışlı, feraset sahibi ve bilgili bir insandı"

Fesih Güler Hoca'nın zor dönemlerde Müslümanlara cesaret verdiğini ifade eden Filitoğlu, "Fesih Hoca anlayışlı, feraset sahibi ve bilgili bir insandı. Zor günlerde, onu gördüğümüzde insan cesaret alırdı. Ben de elhamdülillah onu tanıdım. Fesih Hoca'nın ferasetinden, ilminden ve kabiliyetinden gördüğümüz en azından bazı şeyleri Müslüman kardeşlerimize anlatmalıyız. Biz daha yeni evlenmiştik. Rahmetli Seyda Mela Said bizim evimize gelmişti. O zaman evimizde doğru dürüst eşya yoktu. Bir şeyimiz yoktu. Evde oturacak doğru düzgün bir yer bile yoktu.

Bir gün hoca haber vermeye geldi ve bizim misafirimiz oldu. Seyda ona, 'Bir kanepe olsa da gençlerimiz yerde oturmak yerine üzerinde otursalar' gibi bir şey söyledi. Aradan 10-15 gün geçti. Bir baktık Fesih Hoca evimize geldi. Beyaz bir pikap vardı. Bir kanepe yaptırmış, pikabın üzerine koymuş ve bize getirmiş. Bize, 'Vallahi Seyda'nın söylediği aklımdan çıkmadı. Ben bu kanepeyi onlara götüreyim dedim' dedi. O zor ve sıkıntılı günlerde yaptığı bu davranış gerçekten onun anlayışını ve duyarlılığını gösteriyordu. Biz oradan ayrılıncaya kadar, o kanepe orada durdu." şeklinde konuştu.

"Fesih Hoca'nın fedakârlığında, yaptığı hizmetlerde dünyevi hiçbir hesap yoktu"

Konuşmasında gençlere seslenen Filitoğlu, günümüzde makam, mevki ve maddiyatın öne çıktığını belirterek, Güler Hoca gibi şahsiyetlerin hayatlarının gençlere anlatılması gerektiğini ifade etti.

Filitoğlu "Yine gençlere söylüyorum: 'Şehit ailelerine sahip çıkacağız, muhacirlerin çocuklarına sahip çıkacağız' dediğiniz zaman da size yine Fesih Hoca'yı örnek göstereceğim. 'Müslümanların arasındaki iletişim kopmuş, birbirleriyle ilişkileri yok; bu sıkıntıyı nasıl aşacağız, nasıl iletişim kuracağız?' dediğiniz zaman da yine size Fesih Hoca'yı göstereceğim. Çünkü onun fedakârlığında, yaptığı hizmetlerde dünyevi hiçbir hesap yoktu. O dönemde herkes memuriyet, maaş, makam ve torpil peşinde koşarken, Fesih Hoca öğretmendi. Tayin yeri çıktı. Fakat hizmetinin önünde engel oluşturacak bir yere gitmesi gerektiğinde istifa etti ve hizmetine devam etti." diye belirtti.

Filitoğlu, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü: "Ben onun hayatında bunu bizzat görmüştüm. Sahabelerden birçok örnek var ama benim aklıma Mus'ab bin Umeyr geliyor. Vallahi Fesih Hoca da böyle bir Müslümandı. Gençliği, imkânları, öğretmenliği ve sahip olduğu her şeyiyle gençlere örnek olmuştu.

Onu tanıyan bir genç şöyle anlatıyordu: 'Abi, nasıl gelip bizi teşvik ederdi. Camiyi teşvik ederdi. Bizi hizmete teşvik ederdi.' Babası ve annesi hapisteyken onları ziyaret etmeye giderdik. Biz buna şahidiz. Aramızda samimiyet vardı. Fesih Hoca hakkında onlardan tek bir olumsuz söz bile duymadım. Eğer bu davaya hizmet etmek, çalışmak ve davayı ileriye taşımak istiyorsak; bugün makamın, mevkinin ve maddiyatın öne çıktığı, dünyaya bağlılığın arttığı bu zamanda örneğimize bakmalıyız."

"Herkesin korktuğu, dönemde Fesih Hoca ve arkadaşları meydanlardaydı"

Dönemin zorlu şartlarında Fesih Güler Hoca'nın İslami çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Filitoğlu, son olarak şunları kaydetti: "Elhamdülillah Fesih Hoca gibi rehberlerimiz, arkadaşlarımız ve büyüklerimiz var. O zor ve sıkıntılı dönemde her şeyini ortaya koyarak Allah'ın davasına çıkanlardan biri de Fesih Hoca'ydı. Özellikle çocuklarımıza, özellikle gençlerimize Fesih Hoca'nın davasını, arkadaşlığını ve samimiyetini anlatmalıyız. Herkesin korktuğu, bir şey yaptığı zaman zarar görebileceğini düşündüğü o dönemde Fesih Hoca ve onun arkadaşları meydandaydı. Çünkü Fesih Hoca Cemal'in arkadaşıydı. Mela Said'in arkadaşıydı. Salih ağabeyin arkadaşıydı. Şehitlerin arkadaşıydı. Rehberin arkadaşıydı."

Hatta değerli rehberimiz onun vefatından sonra şöyle demişti: 'Fesih Hoca benim ciğerimden bir parçaydı.' Bu nedenle eğer bu davaya hizmet etmek istiyorsak, hepimiz Fesih Hoca gibi olmaya çalışmalıyız. Tarih boyunca sahabelerden, Mısır'dan, Filistin'den ve dünyanın birçok yerinden Müslümanlardan örnekler aldık. Elhamdülillah bugün bu dava öyle bedeller verdi ki artık aramızda Mus'ablarımız, Hamzalarımız, Alilerimiz ve Halidlerimiz var.

Artık diyebiliriz ki: Çınar'da Fesih Hoca var. Diyarbakır'da Şehit Mahmut var. Farqin'de Şehit Fuat var. Cizre'de Şehit Mela Zeki var. Nusaybin'de Şehit Ali var. Ve bu dava uğruna kendisini feda eden daha nice şehitlerimiz var. Bu davanın rehberi, Fesih Hoca'yı gördüğünde onun gençliğini ve hizmete uygunluğunu takdir ederdi. Onun genç, çalışkan ve hizmete müsait olduğunu söylerdi.

Eğer bu davaya hizmet etmek istiyorsak, gençlerimizi İslami terbiye ile yetiştirmek istiyorsak, onları camiye teşvik etmek, fedakârlık ve cömertlik yapmak istiyorsak; maddiyatımız olmasa bile zamanımızı, vaktimizi, hatta dinlenmemizi ve uykumuzu dahi bu yolda feda edebilmeliyiz. Fesih Hoca'yı kendimize örnek ve numune yapmalıyız. Onun izinden, onun yolundan gitmeliyiz. Allah'ın izniyle bu milletin, bu gençlerin ve bu neslin hidayetine vesile oluruz."

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: