Erdoğan: Üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen Srebrenitsa Soykırımı'nın açtığı yaralar hala kanamaya devam ediyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa'nın göbeğindeki etnik temizlik girişimini Batılı ülkeler izlemekle yetindi. Aralarında çocukların, kadınların ve yaşlıların da olduğu 8 bin 372 Boşnak katledilerek toplu mezarlara gömüldü. Üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen Srebrenitsa Soykırımı'nın açtığı yaralar hala kanamaya devam ediyor." dedi.

13 Tem 2026 - 21:25 YAYINLANMA
0 GÖSTERİM
Erdoğan: Üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen Srebrenitsa Soykırımı'nın açtığı yaralar hala kanamaya devam ediyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu.

Başta Avrupa olmak üzere insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. yılı olduğunu anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Anma etkinliklerine bu sene ülkemizi temsilen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı'mız iştirak etti. Boşnak kardeşlerimiz orada katledilen evlatlarını anarken, biz de burada onlar için dua ettik. O hüzün, o utanç dolu günleri bir kere daha hatırladık. Tabii o günlerde yaşanan savaş kadar acı olan bir başka husus, Bosna Hersek halkının yalnız bırakılmasıydı. Avrupa'nın göbeğindeki etnik temizlik girişimini Batılı ülkeler ve kurumlar sadece uzaktan seyretmekle yetindi. Sivilleri korumak amacıyla bölgeye gönderilen Birleşmiş Milletler Koruma Gücü kendisini dahi koruyamazken, güvenli bölge olarak ilan edilen şehirler bugün bile utançla hatırladığımız katliamlara sahne oldu. Aralarında çocukların, kadınların, yaşlıların da olduğu 8 bin 372 Boşnak katledilerek, toplu mezarlara gömüldü. Üzerinden tam 31 sene geçmesine rağmen Srebrenitsa Soykırımı'nın kalbimizde açtığı yaralar kanamaya halen devam ediyor.

Mavi kelebeklerin izinde ortaya çıkartılan her toplu mezarla, kimlik tespiti yapılan her şehit naaşı ile yüreğimize yeni bir ateş düşüyor. 31. seneidevriyesinde Srebrenitsa şehitlerini bir kez daha rahmetle yad ediyor, mekanları cennet olsun diyorum. Türkiye olarak benzer acıların tekerrür etmemesi için üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz. Farklı inanç, kültür ve etnik kimliklerin barış içinde yaşadığı istikrarlı ve müreffeh bir Bosna Hersek için çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin desteğinin her zaman Bosna Hersek ile olacağını bugün bir kere daha ifade ediyorum.

7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye'nin ev sahipliğinde NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ni başarıyla gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde tertip ettiğimiz zirveye, ittifak üyesi 32 devletin lideri iştirak etti. Zirve öncesinde yapılan farklı açıklamalara rağmen, ABD Başkanı Donald Trump dahil liderlerin tamamı davetimize bizzat icabet etti. Liderlerin yanı sıra yüze yakın bakan, 1000 delege olmak üzere toplam 4 bin 800 üst düzey diplomat, uluslararası kuruluş temsilcisi ve davetliyi Ankara'da misafir ettik.

Müttefik ülkelere ilave olarak NATO'nun Asya-Pasifik ortaklarından Güney Kore, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya ile İstanbul İşbirliği Girişimi ortakları Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri de devlet başkanı veya bakan düzeyinde zirveye katıldı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara da 8 Temmuz'da Ankara'ya ikili ziyaret gerçekleştirdi. 2 bin 500’ü aşkın yerli ve yabancı basın mensubu zirveyi takip etti.

NATO zirveleri, güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği, en küçük bir ihmale ve dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılardır. Güvenlik tedbirleri noktasında biz de işi şansa bırakmadık. Emniyet, istihbarat ve adli birimlerimizle her türlü önlemin ölçülü bir şekilde alınmasını temin ettik. Gerekli bilgilendirmeler haftalar öncesinden kamuoyumuza yapıldı. Tespit edilen altyapı eksiklikleri yoğun bir çalışmayla vaktinde giderildi. Bu çalışmalar için bakanlıklarımız ve valiliğimizle birlikte yerel yönetimleri de harekete geçirdik. Hem Esenboğa Havalimanı’nın uçak ve yolcu trafiğini hafifletmek hem de resmi ziyaretlerde kullanılmak üzere Etimesgut Askerî Havalimanı’nı yeniden ihya ederek hizmete açtık.

Her zaman söylediğim gibi Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir. Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız. Bu aziz milletin fertleriyiz. Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır. Türkiye'nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır. Türkiye'nin sıkıntısı ise bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır. Millî meselelerin ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz. Daha önce defalarca söylediğim gibi bir gerçeği bugün tekrar ifade ediyorum. Özellikle mehter marşından, yeniçeriden ve merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum. İster kabul edin ister etmeyin ama artık reddimiras yapan bir Türkiye yok.

Medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var. Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla şerefle dolu binlerce yıllık devlet silsilemizin son halkasıdır. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, işte bu köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur. Milletimizin azamet ve asaleti, devletimizin itibarı ve prestiji zirvenin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde adeta tecessüm etmiştir. Kahraman ecdadımızın cenk meydanlarındaki kılıç şakırtılarını kökleriyle, davullarla ve zurnalarla coşturan mehter takımımız, Osmanlı'nın en seçkin askerî birliklerinden Yeniçeri Ocağı'nın da yer aldığı muhafız alayımız zirveye ayrı bir anlam ve güzellik katmıştır.

Şunu açık ve net ifade etmek isterim. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, tıpkı Gazi Meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır. Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekân milletin evidir. Burası, asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye'nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır. Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır. NATO Zirvesi, "Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne ne gerek var?" diyenlere, "İktidara gelirsek Külliyeyi yıkacağız." diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını ne amaçla inşa edildiğini ve Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir.

Türkiye ise sahip olduğu askerî kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayi kapasitesiyle bu dönüşümün tam merkezinde, NATO'nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır. Zirvede, savunma sanayi iş birliğinin önündeki engellerin ve kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini kayda geçirdik. Şurası da önemlidir. Zirvenin ana etkinliklerinden biri olarak bu yıl ilk kez tertiplenen Savunma Sanayi Forumu'na bine yakın katılımcı ve basın mensubu iştirak etti. Ayrıca ittifakın öncelikli konularından biri olan dron karşıtı çalışmalar dikkate alınarak, insansız sistemlere karşı koyma Mükemmeliyet Merkezi'nin Konya'da kurulmasına karar verildi.

 

Üretimin yavaşlamaması, sanayinin rekabet gücünün korunması ve ihracatın artırılması için gerekli adımları attıklarını belirten Erdoğan, "İmalat sektörü için kurumlar vergisi oranını yüzde 12,5'e indirdik. İhracatçılara sunduğumuz reeskont kredilerinin hacmini günlük 5 milyar liraya yükselttik. İstihdam Koruma Programı kapsamında istihdam başına aylık 3 bin 500 lira destek ödemesi yapıyoruz. Bu sayede 900 bin istihdamı koruma altına aldık." dedi.

Erdoğan, tüm imalat sektörleri için devreye aldıkları 100 milyar liralık kredi paketinin, sanayicilerin finansmana erişimine ilave bir destek olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu olumlu seyri hızlandırmak için şimdi yeni bir adım atarak Yatırım Taahhütlü Avans Kredi Programı'nın kapsamını ve bütçesini genişletiyoruz. Kriterleri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından ilan edilecek bu yeni uygulama için program bütçesini 750 milyar liraya çıkarıyoruz. Sanayicilerimizin sadece yeni yatırımları için değil, işletme sermayesi noktasında da uygun koşullu finansmana erişim imkanını güçlendiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz yeni finansman programı ile 250 milyar liralık uygun koşullu bir kredi paketini daha imalat sanayinin istifadesine sunuyoruz. Program paydaşı bankalardan piyasa koşullarından daha cazip olan 6 ay anapara ödemesiz 36 aya kadar vadeli kredilerden 12 puanlık maliyetini hükümet olarak biz karşılıyoruz. Bu iki program sayesinde imalat sanayi için toplam 1 trilyon liralık uygun koşullu kredinin önünü açmış oluyoruz. Sanayi sektörümüze ve ülkemize hayırlı olsun diyorum."

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: