Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu'ndan NATO'ya sert tepki: Bu kirli düzene itiraz ediyoruz

Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu, Ankara’da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi vesilesiyle kitlesel bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, NATO’nun İslam coğrafyasındaki işgal, katliam ve soykırımlara zemin hazırladığı vurgulanarak, "NATO, küresel barışa değil; Batı'nın çıkarlarına ve ABD'nin haydut düzenine hizmet etmektedir" denildi.

08 Tem 2026 - 14:45 YAYINLANMA
0 GÖSTERİM
Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu'ndan NATO'ya sert tepki: Bu kirli düzene itiraz ediyoruz

Ankara’da bir araya gelen NATO liderlerine ve dünya kamuoyuna seslenilen açıklamada, ittifakın kurulduğu günden bu yana sömürü düzeninin silahlı bekçiliğini yaptığı ifade edildi.

Platform adına yapılan açıklamada, NATO’nun Afganistan, Irak ve Libya’daki kirli siciline dikkat çekilerek; bugün Gazze, Suriye, Lübnan ve İran'da yaşanan soykırım ve yıkımlarda işgalci siyonist rejimi cesaretlendiren bir tutum içinde olduğu belirtildi.

“NATO, İslam coğrafyalarında müdahil olduğu bütün savaşlarda barış değil; sonu gelmeyen savaş, yıkım ve istikrarsızlık üretmiştir”

NATO’nun çifte standartlı politikalarının Gazze’de tamamen iflas ettiğine dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

 “7 Temmuz 2026’da, NATO liderler zirvesi vesilesiyle Ankara’da bir araya gelen küresel güçlere ve dünya kamuoyuna sesleniyoruz. Biz Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu olarak bu zirvenin gölgesinde kalan acı gerçekleri ifade ediyor ve haykırıyoruz. Küresel barışı ve güvenliği tesis etme söylemiyle yola çıkıp savaşlara cephe açan bir oluşum: ​NATO'nun kurulduğu günden bugüne İslam coğrafyalarında müdahil olduğu bütün savaşlarda barış değil; sonu gelmeyen savaş, yıkım ve istikrarsızlık üretmesi; teşkilatın küresel barışa değil, küresel sömürü düzenine, silah tüccarlarına, Batı'nın çıkarlarına ve ABD'nin haydut düzenine hizmet ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Afganistan, Irak ve Libya tecrübelerindeki kirli sicili insanlığın hafızasındaki yerini korurken; son tahlilde Gazze, Suriye, Lübnan ve İran'da binlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın yerinden sürüldüğü işgal, katliam, yıkım ve soykırım savaşında işgal güçlerini cesaretlendirici tutumu; NATO'nun temel misyonunun barış değil savaş üretmek, ABD ve Batı'nın çıkarlarına ve tahakküm düzenine hizmet etmek olduğu gerçeğini bir kez daha doğrulamaktadır. Küresel barış ve güvenlik söylemlerinin, İslam coğrafyasında yaşanan insani krizler ve Müslümanlara yapılan negatif ayrımcılık karşısında, insan haklarının ve uluslararası hukukun korunması adına bugüne kadar somut ve etkili bir adım atmaktan uzak; savaş, yıkım, işgal ve istikrarsızlığa hizmet eden çifte standartlı politikalar geliştirmesi; hukuki ve ahlaki ilkelerin tüm devletlere eşit biçimde uygulanmaması, NATO'nun bağımsız ve tarafsız bir güvenlik örgütü görüntüsünden ne kadar uzak olduğunu gözler önüne sermektedir. Bütün bu çifte standartlı politikaların son kırılma noktası Gazze soykırımında aleni şekilde ortaya konulmuştur. NATO üyesi olmayan işgal rejiminin; abluka, saldırı ve sivillerin, çocukların, basın ve sağlık çalışanlarının doğrudan hedef alınarak katledilmesi; gıda, ilaç ve temel yaşam ihtiyaçlarına erişimin engellenerek açlığın bir silah olarak kullanılması; kadim bir medeniyetin sivil yerleşim alanları, mülteci kampları, okul, hastane, ibadethane ayrım gözetilmeksizin topyekün yerle bir edilmesi gibi uluslararası hukuk ihlallerinin ve insanlığa karşı suçların, NATO üyesi ülkelerce silah, ekonomik ve diplomatik girişimlerle desteklenmesi bu iki yüzlülüğün en somut kanıtı olmuştur. Ayrıca ABD'nin işgal rejimi ile dayanışma içinde olması, soykırımı cesaretlendirmesi, teşvik etmesi, finansörlüğünü, silah ve teknik desteğini üstlenmesi; NATO’nun ve Batı merkezli düzenin ikiyüzlülüğünü ve sahip olduğunu iddia ettiği değerlerin tamamen iflas ettiğini göstermektedir.”

“Türkiye için bir güvenlik şemsiyesi değil, ABD ve Batı'nın çıkarlarına hizmetle sınırlı bir "NATO kapanı" olduğunu defalarca tecrübe ettik”

Türkiye’nin NATO içerisindeki konumuna ve müttefik mülahazasıyla maruz kaldığı haksızlıklara da değinilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

“Stratejik gerekçelerle bu kirli yapıya dahil olan Türkiye'ye biçilen rol; Batı merkezli güvenlik mimarisinin sınır karakolluğudur. Ülkemizin milli güvenliği ve bölgesel çıkarları söz konusu olduğunda, bu iki yüzlü yapının gerçek yüzünün Türkiye için bir güvenlik şemsiyesi değil, ABD ve Batı'nın çıkarlarına hizmetle sınırlı bir 'NATO kapanı' olduğunu defalarca tecrübe ettik. Irak’ta, Suriye’de, Doğu Akdeniz’de ve bölgesel politikalarda; NATO üyesi müttefiklerinin Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden yapılara verdiği siyasi destek, silah yardımları, propaganda alanları ve diplomatik koruma, müttefiklik hukukunun sözde kaldığını göstermektedir. Ayrıca Türkiye’nin çıkarlarına karşı sergilenen bu çifte standart, NATO’nun ne denli güvenilmez olduğunu ispatlamaktadır.”

“Biz Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu olarak bu kirli düzene itiraz ediyoruz”

Açıklamanın son bölümünde emperyalizme, işgale ve sömürüye karşı net bir duruş sergilenerek adil bir dünya vurgusu yapıldı:

“Biz Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu olarak bu kirli düzene itiraz ediyoruz.  NATO’nun ABD'nin haydut düzenine ve Batı’nın çıkarlarına hizmet etme politikalarını, İsrail'in soykırım girişimiyle askerî, siyasi ve diplomatik iş birliğini, Sergilenen çifte standartlı müttefiklik anlayışını, Küresel sömürü düzenine ve bu düzenin silahlı bekçiliğini yapan NATO politikalarını, Silah baronlarının kârı için savaşların körüklenmesini, silah pazarlarının kurulmasını, halkların kanının akıtılmasını, reddediyoruz. NATO’ya, emperyalizme, işgale, sömürüye ve küresel zorbalığa karşı insan

 

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: